Doğaya Sahip Çıkalım
Sessizliğe mahkûm olmuş bir elin peşinden yürüyorum. Elimde ne var ne yok yolumu kaybetmemek uğruna arkamda bırakıyorum. Ama arkama dönüp baktığım zaman ne ben varım olduğum yerde ne de geride bıraktıklarım olduğu gibi.
Geri dönüp bakıyorum yağmura aynı diyorum değişen bir şey olmamış. Fakat birden bir bastırıyor sanki o beni annem gibi okşayan yağmur değil. Başka bir his kaplamış içini.
Güneşe bakıyorum pırıl pırıl fakat şefkat dolu sıcağı kavurucu bir tavır takınmış. Sanki beni ısıtan o değil. Ağaçlara bakıyorum yemyeşil fakat yanına yaklaşıp gölgesine oturduğumda erken gelen sonbahar gibi döküyor yaprağını. Sanki beni geceleri avutan o değil. Sonra birden toprak geliyor aklıma. Yalın ayak basıyorum o toprağa stresimi atmak için fakat birden batıyor dikenler ayağıma. Sanki o toprağın dikenlerini büyüten ben değilim. Her şeyden habersiz, her şeyden uzak, kendini her şeyden soyutlamış binalara dönüyorum yüzümü ve fark ediyorum doğanın bana karşı olan tavrının nedenini. Değerini bilemediğimiz daha doğrusu bilemediğimiz doğa bize resmen kızıyor. Ona duyulan sevgimizi anlatamıyoruz ve bu doğanın bize karşı verdiği her şeyden yoksunlaşmamıza neden oluyor. Ağaç kesip yerine bina dikmek engellemiyor erozyonu ya da seli. Yani doğaya karşı daha hızlı yetişen binalar daha doğrusu beton yığınları bizi ne doğal afetlerden korur nede doğanın verdiği tadı verebilir.
Sonbaharda kuruyan ağaçlar için kuşların ağıt yaktığını biliyor muydunuz? Peki, toprak kaydığı zaman evini kaybeden kaplumbağaların karıncaların feryatlarını duydunuz mu? Peki, ağaçların kesilip yerine bina yapılan arazideki toprağın çektiği acıyı hiç çektiniz mi? Ya evini kaybeden sincap… Yaprakların üzerinde yaşam mücadelesi veren tırtıllar… Her şeyden önemlisi o binalar yapılırken ve doğa katliamı yapılırken hiç düşündünüz mü bizi? Biz insanların nasıl yaşayacağını düşündünüz mü? Eminim yaşamımız için birkaç ağacın yeteceğin düşünmüşsünüzdür. Ama bu idea tamamen yanlış çünkü yetişmesi yıllar alan bir ağaç olgunlaşana kadar geçen sürede bir kişinin oksijen miktarının çok azını karşılıyor. Bizler bina dikerek ağaçları keserek birkaç ağacın bize yeteceğini düşünüyoruz.
Yazımın başında da belirttiğim gibi geriye dönüp baktığımda yeşillikler içinde olan bir ülke görürken ileriki zamanlara baktığımda hiçbir şeyin aynı olmadığının farkına varıyorum. Ve duyarlı vatandaşlara sesleniyorum LÜTFEN YAŞAM KAYNAĞIMIZ OLAN DOĞAYA SAHİP ÇIKALIM
TEMA GÖNÜLLÜSÜ