AKSARAY’DA İZ BIRAKANLAR (1)
Her şehrin olduğu gibi Aksaray’ımızın da gelmiş geçmiş çok değerli iz bırakan birçok şahsiyetleri olmuştur. Bunların ölmüşlerine Allah’tan rahmet yaşayanlarına da sağlıklı uzun ömürler diliyorum.
Aksaray’ın geçmişini kimse hafife almasın; çok renkli ve önemli kişiler yetiştirmiştir. Umarım dünya durdukça bu döngü devam eder. Bu konudaki birikimimi ömrüm yeterse bir kitaba dönüştürmeyi ve Aksaray’a kalıcı bir kültür mirası bırakmayı da düşünüyorum.
Akademik hayatımda birçok kitabım yayınlandı bende ayrı bir değere sahip olacak bu kitap belki de hayatımın en önemli ve anlamlı kitabı olacak. Allah’a şükrediyorum bana bu fırsatı ve bu dönemler de Aksaray’da yaşama imkânı verdiğinden dolayı. Umarım başarılı olurum.
Şunu da itiraf edeyim ki: bu satırları yazarken anılarımı tekrar yaşadım ve kimi zaman güldüm, kimi zaman da ağladım.
Bakın bu topraklardan gelmiş geçmiş ve halen yaşayan ne güzel ve hayırlı işler yapan atalarımız varmış:
KÂŞİF AGA:
Bakıldığında bir Devlet Başkanı görüntüsünü andıran Kâşif Aga bilge bir adamdı. Her zaman lacivert takım elbise giyer ve kravatsız dışarı çıkmazdı. Her kez O’nu dinlemek için fırsat kollardı. Eline hiç eksik etmediği günlük gazetesini alır; Ulu camii önündeki parka oturur; anılarını ve deneyimlerini halkla paylaşırdı.
Zamanında hayli gezmiş, görmüş ve geçirmiş bir insan olmalı ki; genellikle belgesel konular anlatırdı. Bu nedenle O Kâşif Aga diye anılırdı.
Hiç unutmam benim de bulunduğum bir sohbeti anında; bakın çocuklar dedi; gün gelecek radyoda dinlediğiniz türkücünün kendisini göreceksiniz demişti. Yani O adını bile bilmediği televizyonu bize ta O yıllarda tanıtmıştı.
(PAŞA) DELİ SAMİ:
O yıllarda bize göre deli ama bizden çok, çok akıllı bir şahsiyetti. Paşa diye de anılırdı. Sokaklardan; çoğunluğu kâğıt ve diğer atıkları toplar ve Aksaray’da; Rüzgârlı Sokak diye anılan sokakta bulunan atıl bir depoda biriktirirdi. Aksaray’ın uyanık hurdacıları da buna bir paket sigara vererek bunları elinden alır gelen toptancılara satarlardı.
Sizin anlayacağınız o yılların bilinçli bir çevrecisiydi. Asiller gibi fötr şapka giyer gayet yakışıklı ve karizmatik bir adamdı. Türk sinemasının Bilal İnci’siydi. O zamanki rivayete göre Sami; Makinistmiş çok ölümlü bir tren kazasına neden olmuş ve kaza sonrası psikolojisi bozulmuş. Eşi ve çocukları da O’nu terk edince O da kendisini sokağa verip bu hayırlı işe adamış.
ZABITA- BIYIĞIN ŞAMMAS:
Aksaray Belediyesi’nin en başarılı ve en çalışkan zabıtası idi. Ufak tefek yapısına rağmen esnaf, yaya ve sürücüler O’nu görünce tir, tir titrerdi. O sadece zabıta değil Aksaray’ın çok etkin bir trafik polisiydi. Çaldığı düdüğün şiddeti ve gür sesi halen kulağımdadır. Sıkıysa bir at arabacı yamuk yapsın basardı cezayı.
Esnaf kaldırıma malzemesini mi koyacak; mümkün mü keserdi biletini. Bunu bildiklerinden kimse buna cesaret edemezdi. İddia ediyorum şimdiki beş zabıtanın yaptığı görevi trafik dâhil tek başına yapardı. İşini severek hakkıyla yapan dürüst bir adamdı.
Çok yerde olduğu gibi adam kayırmaya torpile ve rüşvete kesinlikle tenezzül edilmezdi. Allah var yöneticiler de çok adil insanlardı. Sınıf, insan ve parti ayırımı kesinlikle güdülmezdi.
DOKTOR AHMET MUTLU:
Yaklaşık on kiloluk körüklü çantası ve FUJİ marka bisikletiyle hastalarının ayağına kadar giderdi. Onların hem doktoru hem eczacısı hem de sıhhiyesiydi. Yani Türk filmlerinin doktoru Nubar Terziyanı’ydı. Günümüzde böyle bir doktor gösterin kellemi keseyim.
Birçok doktor yoğun olan SSK hastalarının doktorluğunu kabullenmezken O yıllarca Aksaray’da bu görevde bulundu. Hastalarının utanıp söyleyemediği hastalık türlerini iyi bilir ve onlara açıkça yüzlerine söylerdi. Azarlamasını da iyi bilirdi. Kimse bundan dolayı O’na kızmaz ve bilirlerdi ki; O bunu hastalarının iyiliği için yapıyordu.
MEHMET DALKILIÇ:
Belediye Başkanımız olan bu şahsiyet; yaptığı çok güzel hizmetler yanında halkına hep eşit davranmıştır. Hiçbir zaman partizanca bir tutum ve davranış içerisine girmemiştir. Bu yüzden inanın partisini bile hatırlamıyorum. Partisinin ve genel başkanının değil Aksaray halkının başkanıydı. Gerçek bir liderdi.
Şimdiki mezarlığımızın bu güzel peyzajı ve tasarımı O’nun eseridir. Ben de dâhil yüksek tahsil yapan fakir gençlere bildiğim kadarıyla ilk maddi destek O’nun sayesinde gerçekleştirilmiştir. Birçoğumuz belediye bursunu O’nun emir ve desteğiyle aldık.
Kıt ve sınırlı bütçelerle bunları yapabilmek her babayiğidin karı değildi. Hakikaten koltuğunun hakkını veren yakışıklı ve karizmatik bir adamdı. Ben hep hayatım boyunca O’nun davranış ve şık giyim tarzına özenmişim ve örnek almışımdır.
HAŞİM AĞA:
Aksaray’a O yıllar ÖZGELLER adıyla anılan ilk ulaşım işletmesini kuran şahıstı. Her ne kadar O yılların teknik olumsuzlukları bazı otobüslerinin yolda kalmasına neden oluyorsa da bizler O’nun otobüsleri sayesinde Aksaray dışına çıkabildik.
Hiç unutamam ayakkabı boyacılığı yaptığım yıllarda çok para verir düşüncesiyle yazıhanesi önünde otururken ayakkabısını belki bana boyatır diye etrafında on tur atmıştım. Sonunda beni; “ Ne etrafımda dolanıp duruyorsun be yav” diye azarlamıştı.
Muhacir vatandaşlarımızdandı, tatlı ve değişik bir şivesi vardı. Beni affetsin bu hoş cümleyi duymak için daha sonraları birkaç kez yine etrafında dönmüştüm. Ama ayakkabısını boyamak bana hiç kısmet olmadı. Her zaman boyalı olan ayakkabılarını; kime ve ne zaman boyatırdı hiç öğrenemedim.
KOKUCU BAYRAM:
Aksaray’ın değişmez Türk Hava Kurumu başkanlığını yapan aktif ve sosyal bir kişiliğe sahip bir adamdı. Hakikaten Aksaray’ın tanınmasına da büyük katkıları olmuştur.
Aksaray’da izlendiği söylenen UFO olaylarında O’nunla yapılan televizyon programını bizzat kendim izledim; Aksaray’ın adını çok iyi duyurmuştu. Hatta konuyu UFO’dan ziyade Aksaray tanıtımına taşıması üstün ve kıvrak bir zekânın ürünüydü.
Kokucu Bayram; biriyantinli saçları ve şık giyimiyle örnek kişilerden birisiydi. Rüzgârlı sokağın köşesindeki dükkânının önünden geçenler mis gibi esans kokusunu alırlardı. Zaten kokucu unvanını alması da buradan gelmektedir.
Dükkânında esans satışlarının yanında aşk hikâyeleri kitapları da vitrinine ayrı bir renk katardı. Satın alamadığımız kitapların kapağını O’nun vitrininde uzun, uzun seyrederdik. Ayrıca O’nun gibi motosiklete karizmatik bir şekilde binen bir adama bu ülkede rastlamadım. Muhtarlık hizmetlerini de hakkıyla başardığı bilinir.
ASIM BAYKAN:
O yıllarda Aksaray’da spora yapılan katkı ve hizmetin en önemli şahsiyetlerinden birisiydi. Dışarıdan gelen yabancı davetlilere ve hizmet için Aksaray’a tayin olan memurlara ev sahipliği ve rehberliği en iyi şekilde yerine getirirdi. Aksaray’ın bir turizm elçisiydi.
Aksaray’da gerçekleştirilen tüm sosyal faaliyetlerde O’nu görmek mümkündü. Benim babamla da amcaoğlu olan akrabam Asım Abi; hakikaten karizması ile örnek alınacak renkli kişilikli ve babacan bir adamdı.
Değerli okurlar sırada daha çok kişiler var. Uzun olması nedeniyle bu yazı dizisini bölümlere ayırmayı daha uygun gördüm.
Diğer bölümleri de yazdıkça söz veriyorum sizlerle paylaşacağım.